fbpx
Whatsapp Whatsapp
Telefon Hemen Ara

Çocuklarda ve Yetişkinlerde Diş Bakımı

Gülümsemek insanların bebeklikten itibaren en doğal reflekslerinden biridir. En temel iletişim yollarından biri olan beden dilimizin büyük bir bölümünü gülümsemek ve mimiklerimiz oluşturmaktadır. Nasıl görüneceğinden endişe etmeden gülümseyebilmek şüphesiz ki herkesin arzusudur.

Dişlerimizin yemek yemek, konuşmak, gibi temel fonksiyonlarının yanı sıra özgüvenimizi, karşı taraf ile iletişimimizi, yüzümüzün duruşunu ve psikolojik durumumuzu etkilemek gibi rolleri de bulunmaktadır. Gülümserken eller ile ağızı kapama ihtiyacı duymak, kahkaha atarken eksik dişleri ve çürükleri düşünüp kimse görmesin diye en temel duyguları bile yaşayamamak hem hayat kalitemizi düşürmekte hem de keyif almamızı engellemektedir. Genellikle ağrı olana kadar aklımıza gelmeyen ağız ve diş sağlığımız hep arka plana atılmaktadır. Oysa ağız ve diş bakımı gün içerisinde kişinin kendisine zaman ayırdığı, kendine değer verip ilgilendiği nadir anlardan biridir. Kimi zaman aklımıza gelmeyen, gözümüzde büyüyen, çok uykumuz geldiği, çok acelemiz olduğu zamanlarda ertelediğimiz fırçalama eylemi tüm gün içerisinde kendimize ayıracağımız on dakikalık bir süreden ibaret. Geri dönüştürülmesi çok zor ve bazı durumlarda getirilemeyen sonuçların doğmaması için gün içerisinde sadece on dakika gereklidir.

Alışkanlıklarımız farkında olmasak da aslında hayatımızı yönlendirir ve gidişatını belirler. Çocukluk dönemi ise bu alışkanlıkların kazanılması için en ideal dönemdir. Küçük yaşlarda kazanılan  diş fırçalama alışkanlığı ilerleyen yaşlarda da devam etmekte bireyler fırçalamadıklarında huzursuz hissetmektedirler. Çocuklar kopyalayarak öğrenir ve alışkanlık kazanırlar. Nasıl ki konuşmayı ebeveynlerini ve çevresini taklit ederek öğreniyorlar, aynı durum ağız bakımı için de geçerlidir. Anne babasını, veya onu yetiştiren kişiyi diş fırçalarken görmeyen çocuğun kendi kendine diş fırçalaması olası değildir.

Çocuk görecek, taklit edecek, öğrenecek ve alışkanlık haline geticerektir.  Çocukları diş fırçalamadığı için yakınan anne babalar hem çocuklarına örnek olmalı hem de diş fırçalamayı bir aile etkinliği haline getirmelilerdir. Herkes banyoya gidip hep beraber eğlenceli bir oyun haline getirilerek fırçalama yapılmalıdır. Çocuklara kızmaktansa onları motive etmeli, kendi hazırladıkları diş fırçalama çizelgeleri banyoya asılmalı ve ay sonunda ufak bir ödül ile ödüllendirilmelilerdir. Çocuklar her ne kadar kendileri fırçalasalar da fırça kullanma yetenekleri henüz gelişmediğinden, sonrasında mutlaka anne baba kontrol yapmalıdır.

İlk süt dişleri çıktığı anda ağız ve diş bakımı başlamalıdır. Temiz bir tülbent veya gazlı bez ile çocuğun dişleri silinerek temizlenmelidir. Arka dişler çıktıktan sonra fırça kullanımına başlanabilir.

Süt dişlerinin ‘ Nasıl olsa dökülecek.’ bakış açısı ile değerlendirilmesi oldukça yanlıştır. Hem bedensel hem de psikolojik olarak çocuk üzerinde oldukça fazla etkiye sahip olan süt dişleri mutlaka kontrol edilmeli ve gerekli durumlarda tedavi edilmelidirler. Yetişme çağındaki çocukların beslenmesi her ne kadar önemli ise o besinleri öğütecek dişler de o denli öneme sahiptirler. Çocukların iştahla yemek yemeleri ve büyümeleri için ağrısız ve çürüksüz ağızlara ihtiyaçları vardır. Özellikle çocukların konuşmayı ve kelimeleri telaffuz etmeyi öğrendikleri küçük yaşlarda kaybedilen süt dişleri ileriki dönemlerde konuşma bozukluklarına yol açabilmektedir. Süt dişleri alttan sürecek olan daimi dişlerin hem yerini korur hem de rehber görevi görür. Süt dişlerinin erken kaybı ileride meydana gelen çapraşıklıkların büyük bir kısmını oluşturur.

Yazan: Dt. İrem Eylül YILDIZ 
Bölüm: Diş Hekimi